Erfelek Şelaleleri

Sinop'tan Safranbolu'ya geçmeden önce Erfelek Şelalelerine uğramak istedik. Sinop merkeze 26 km diyordu. Önce Erfelek merkeze ulaştık. Şelale felan göremeyince bir vatandaşa yolu sorduk amca anlatıp anlatıp en sonunda "sağ ne taraftı?" diye sorunca kahkahalar eşliğinde fabrika ayarlarına dönerek kendi yolumuzu bulmaya karar verdik.
Bir eşek şeridinde 16 km yol gidince varıyorsunuz hedefe. Etraf kalabalık, bir tane çöp kutusu olmadığından ve alan bir mesire yeri olduğundan ve yer Türkiye sınırlarında olduğundan her yer pislik içinde... Arabayı parkedip en sonuncusunda ayaklarımızı buzzzzzzzzzzzzzz gibi suya sokup 27 takım şelaleden oluşan şelalelerin geri kalanını görmeye karar verdik. Yeşillikler içinde biraz tırmandık ama erkek tayfası erken pes ettiği için 3. de geri döndük.
Biz mutlu ayrıldık etraf pis de olsa memleketim insanı her yerden su da fışkırdığı halde bir şekilde yıkanmayı sevmediğinden iğrenç ötesi koksa da eğlendik. Ve Safranbolu için Kastamonu'ya doğru yola koyulduk.

Sinop - Burada mapus kalınır!

Taaa Selçuklulardan beri Sinop hep hapishane şehri olmuş. Tarihi hapishanenin yanısıra Osmanlı zamanında da açık hava hapishanesiymiş. Gece gündüz geziyorsun sonra da karakola gidip imza atıyorsun. Bu şehir öyle sevimli ki sürgün mürgün koymaz insana... Şehre girer girmez hapishaneyi buluyoruz. Giriş 1 TL içerisi hiç tat vermiyor bütün sinirlerimiz gerilmiş vaziyatte tüm gezi boyunca içerisi ile dışarısının yaşamla ölüm kadar ince bir çizgi olduğunu konuşuyoruz. "Aldırma Gönül" burada yazılmış 1932'de dönemin cumhurbaşkanına hakaretten girmiş Sabahattin Ali mapusa böyle yazıyor tabelalarda. İsim vermemişler ama  Atatürk'e hakaretten girmiş içeriye. Müze yapmışlar bu hapishaneyi ama çok zayıf, pislik içinde sadece bir tane oda tamamen orjinali gibi tutulmuş. Koğuş ağasının yatağından çocuklarının yaptıkları resme kadar herşey korunmuş ve o renkler "dışarda" bir arada göremeyeceğiniz renklerden oluşuyor; cıvıl cıvıl bir koğuş burası. Saçma ama bakmaya doyamıyoruz...

Gerze - Sinop - Karadeniz'in Antalya'sı

Sinop anladığımız kadarıyla Karadeniz’in Antalya’sı; biz otellerde yer bulamayınca Gerze’ye yönlenmiştik. Eski adıyla Geruze yeni adıyla Gerze... Son derece sevimli bir sahil kasabası. Deniz kenarında bol miktarda otel, kafe ve restoran var. Bayramın da etkisiyle sokaklar cıvıl cıvıldı. Burası da acaip ucuz bir kafede 1 soda, 1 bira, 1 kola ve 4 çaya sadece 11 TL verdik iyi mi?

Bafra - Voleybol sevenlerin ilçesi!

Bafra’ya vardık. Pide yiyeceğiz orası kesin ama nerede yesek derken saolsun benzer bloglardan ALIŞ PİDE'Yİ buldum. İçerisini tıka basa dolu görünce pek sevindik. 45 dakika civarında bekledikten sonra üzerinden tereyağı damlayan ince uzun kapalı Bafra pidesi geldi. Kıymalı ve peynirli yedik biz ama ben ne yalan söyleyim hayal kırıklığına uğradım. Pide beklerken gelen köfte çok daha güzeldi. Dünyayı yedik dört kişi ve inanması zor ama 2 salata 5 kola 4 pide ve 1 köfteye sadece 31 TL ödedik. Bizi İstanbul’da sıkı öpüyorlar bir kere daha anladım. Bir kere daha anladım neden öğretmenler tayinleri büyük şehire çıksın istemiyorlar böyle hayat mı geçer ya!!!

Yemekten sonra meşhur Bafra dondurması yemeye gittik BALKAYMAK... Ulaşmak kolay olmadı epeyce bir yürümek zorundan kaldık. İtiraf ediyorum ben dondurmayı da sevmedim. Bafra da benim en çok dikkatimi bol miktardaki parfümeriler ve gençlerin sosyalleşme mekanı internet kafeler çekti. Bir de yolda yürürken mahallenin bıçkın delikanlılarının ne amaçla oluşturduğunu anlamadığımız “voleybol sevenler derneği”... Ne güzel memleketim kendini aşıyor.

http://www.sofra.com.tr/webtv/videoizle/nokul__bafra_samsun

Samsun- Sevemedim

Amasya'dan yağmur eşliğinde yol boyu menemencileri aşarak geldik Samsun'a. Devasa bir şehir olmuş. Hiç bir albenisi, Karadeniz'in yeşilinden eser yok. Bina üstüne bina; hepsi sahilin kenarında toplanmış. Önce Cumhuriyet Meydanı'nı bulduk, Atatürk Parkı'nı geçtik sonra BATI PARK'a Bandırma Vapuru'nu görmeye gittik. Aslı değil tabi ki; gerçeği çoktan jilet olmuş. Birebir kopyasını yapmışlar gördüm inanamadım. Küçücük vallahi vapur demeye bin şahit ister. İçerde Atatürk resimlerinden oluşan bir müze var. Giriş 1 TL; çıkışta ne iyi olurdu aslında Bandırma Vapuru hatıraları satan minik bir dükkan olsun biz de alıp evimize götürseydik ama yapmamışlar. Gezdik fotoğraf çektik kel kel Amisos tepesine çıkmak için DOĞU PARK'a gitmeye karar verdik. Burada teleferik var. Sandık ki  şehri de tepeden görürüz ama sadece caddeden karşıya geçtik ve hooop tepedeyiz. Oysa bayram kalabalığında tam yirmibeş dakika beklemiştik.

AMASYA- Gördüğüm en güzel şehir merkezi(Şehzadeler Şehri)



Bu videoyu mutlaka izleyin: http://www.sofra.com.tr/webtv/videoizle/iskefe_tatlisi__amasya


Havza Samsun’un ilçesi ama Amasya merkeze daha yakın bu yüzden aslında aklımızda olmamasına rağmen gidelim dedik bize "tam bir Avrupa şehri" demişlerdi. TEM’den gayri yollarda sinyalizasyon hak getire Amasya yolunu bulmak için iki defa otelin önünden geçecek şekilde kaybolduk. İş inada bindi anlayacağınız azimle yola devam edip 40 dakika sonra para çekmek için banka aramaya başlamıştık bile. Amasya inanılmaz şirin bir şehir. Yeşilırmak kenarına kurulmuş, ince uzun, tertemiz, yemyeşil bir şehir. Dört tane köprü saydık biz iki yakayı birleştiren. Şehrin bir yanı modern diğer yanı ise tarihi güzelliklerini korumuş.

Ancere Thermal Hotel- Havza Samsun

Şeker bayramında bu yıl yine bir son dakika kararı ile Karadeniz’e gitmeye karar verdik koc’a ile. Slovenya- Türkiye basket maçı için bilet almış olduğumuzdan bayramın ilk günü gidip; referandum için pazar günü dönecektik.

Ben arife günü sabahı işe giderken bir arkadaşımı arayıp İstanbul’da olup olmadıklarını sordum. “Malesef ama keşke olmasaydık” cevabını aldıktan sonra kahvaltıya gitmeye karar verdik. İş sonrası bizim dörtlü buluştuk Emirgan’da. Evden çıkarken laptopu aldım otellere bakar güzargah belirleriz diye, koc’a ayıp olur diye almamı istememişti oysa.  Neyse bitti kahvaltı girdik internete anlattık onlara da durumıu; iki saniye içinde onlar da 2 yaşındaki kızlarını anneanneye bırakıp bizimle gelme kararı verdiler. Yine ansızın yine bir gün sonrasına planlar yapıldı güzergah belirlendi. Zar zor rezervasyonlar yapıldı. Akşam çeyrek final maçına gidildi sabah körü de yola çıkıldı.

Ancere Thermal Otel:

Dükkan Burger - Cadde

Bir çok Amerika'da uzun süre yaşayan arkadaşımızın aksine bizim karı koca favori hamburgercimiz burası oldu. O kadar acıkmıştık ve caddede park yeri bulmak için şapşal şapşal o kadar çok aynı yeri dönüp dolaşmıştık ki 20 dakika sonra bulduğumuz ilk yere park ettik. Çıktık caddeye yerimizi pek kestiremeyip başladık yemek için bir yer aramaya ve işte karşımızdaydı...
Ben dükkan burger, koca dev burger istedik. 4 TL ekstrasını verip patetes kızartması ve tadını merak ettiğimiz için 3 TL daha verip ev yapımı sosis yedik. Sosisdeki keskin anason kokusu bizi mutsuz etti ama hamburgerlerimiz muhteşemdi. Dükkan burgerde 200gr et ve bacon var ve hamburgere acaip bir aroma veriyor fiyatı 20 TL, dev burgerde 400 gr. et var fiyatı 29 TL. Maruldu, domatesti, rus salatasıydı yok içinde zaten gerek de yok...
Masaya tabak, bardak, ya da modern yemek malzemelerinden hiçbirini getirmiyorlar. Kağıtlar üstünde yiyorsunuz ama tadından ölüyorsunuz. Evet pahalı ama değermiş...
Caddede iki adet var. Avrupa yakasında Kemerburgaz, Bebek, Maslak ve Leventte de varmış artık biz Maslak'a müptela oluruz. Allahım o ne lezzetti yaaaaaaa.....