Mekanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Mekanlar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Teşekkürler Tantitoni, Brabantia ve Fethiye

Rengarenk mutfak malzemelerini her gördüğümde içimde yemek yapma arzusunu fiştekleyen mağaza Tantino'ye anneme verdiğim söz üzerine bir teşekkür yazısı yazmam gerekiyor.

5 yıl önce evlenirken şimdi adını bile hatırlamadığım bir başka mağazadan "Brabantia" marka ekmek kutusu ve 3 tane de pencereli saklama kabı almıştım. Bir kaç yıl sonra bu ürünler pas tuttu. İstanbul'un neminden normal olduğunu düşündüğümden pek umursamamıştım. Sonra bir gün annemden Brabantia ürünlerinin yedi yıl paslanmama garantisi olduğunu öğrendim. Yani eğer aldığım mağazayı hatırlarsam veya 5 yıl önceki faturamı bulabilirsem ürünleri değiştirebilecektim. Ama yapamıyordum. Bunun üzerine aldım bunları Ankara'ya götürüp annemin başına bıraktım iki öpücükle de kandırdım: "bunu çözersen bir tek sen çözersin"...

Annem Tantitoni'nin Brabantia'nın yeni Türkiye yetkili satıcısı olduğunu öğrenince Armada AVM'deki Tantitoni'ye ürünleri götürüyor ve mağaza personeli Fethiye Aksoy'un da yardımı ile iki hafta gibi bir sürede bu işi çözüyor. Demek ki gerçekten müşteri memnuniyetini önemseyen firmalar varmış.
Bu süreçteki yaklaşımlarından dolayı Branbantia'ya da; Tantitoni'ye de  ve  özellikle Fethiye Aksoy'a teşekkür ederim.

Et'inn - Adına layık lezzetler


Avrupa yakasında ikamet etmemiz sebebiyle gece gezmelerinde ve akşam yemeklerinde çok seyrek Anadolu yakasına geçiş yapıyoruz karı koc’a. Dün akşam bu ender anlardan birisiydi. 11 kişilik bir ekip Kadıköy’deki Et’in’e gittik. Daha önce çok methini duymuştum. Mekanın girişine gelince biraz ürküyorsunuz karşılaşacağınız hesap tahminleri sebebiyle. Kocaman bir avlu, son derece geniş bir antre, şık ve kocaman mobilyalar ile döşenmiş bir bekleme salonu…  Mekan iki katlı. Daha önce iki tane çim saha varmış burada bu koca alana dev gibi bir restoran açılmış. Bahçesinde iki tane süs havuzu var. Hava serin olduğu için dış mekan tam olarak açılmamış. İç mekanın tam ortasında yine mekana uygun kocaman bir bar var. Bu barı geçerek kış bahçesine geçiş yapıyoruz. Garsonumuz Veysel bize gece boyu son derece samimi bir serviste bulanacak biraz sonra. Açılışta meze tabakları geliyor siz seçiyorsunuz. Biz muammara?, nar ekşili domatesli ve cevizli salata, humus, otlu yoğurt, patlıcan salatası seçtik. Mezeler gelinceye kadar tulum peyniri, lavaş ekmek, turşu ve tereyağı servis edildi. Dört kişilik porsiyonlarda geldi mezeler diğer alternatif mekanlar ile aynı boyutta ancak salatası bana porsiyon olarak küçük gözüktü. Her biri inanılmaz lezzetliydi. Ana yemek olarak bireysel tercihler yapılmadı. İlk önce döner geldi. Bir Ankara’lı ve İstanbul’da pek az iyi döner yemiş birisi olarak dün akşamki deneyimin dört dörtlük olduğunu söyleyebilirim. Hemen arkasından kuzu küşneme geldi; sırt kemiklerinin sağından ve solundan alınan parça et ile yapılmış benim favorim kendisidir. Arkasından biftek ve hemen arkasından pirzola yenildi. Sanırım bu etler saatlerce hatta belki günlerce terbiye edilmiş zira lokum gibi yumuşacıktı ve inanılmaz lezzetliydi. Bizde tatlıya yer kalmadı yaklaşık iki porsiyon et yemiştik çünkü.

Kişi başı iki porsiyon sadece et (pilav vs. ile şişirmedik karnımızı), kişi başı birer duble rakıya 100 TL verdik. Bana yediğim yemeğin lezzetinden mi neden bilmiyorum ama gayet makul geldiği gibi Avrupa yakasındaki muadilleri ile kıyaslayınca Anadolu yakasında sadece ev kiralarının değil restoranların da daha ucuz ve keyifli olduğuna kanaat getirdim. Sanırım iyi yemek yiyince üç lira beş kuruşun hesabını yapmıyor insan.

Ben favorilerinizin içinde yer alacağından eminim….

Giritli idilica- Su Ada "berbat"

Sevgili Ahmet'in doom gününü kutladık geçen gün. Ramazan sebebiyle herkes aynı anda yemeğe hucüm ettiğinden otopark bulmak zor oldu. Güzel güzel bindik tekneye geldik GS bayrağı sallanan adaya. Üst katta sağ tarafta İdilica. Arkadaşlarımız daha önce de gitmiş pek beğenmişlerdi. Mekana lafım yok hava yumuşacıktı, nem rahatsız etmedi temmuz ortasında garsonlar da güler yüzlüydü; gerçi mekanda 8-10 masa ancak vardı ama olsun servisten yana sıkıntı yaşamadık. Sorun şu ki ne mezeleri meze ne salataları salata e zaten ben denizden babam çıksa yerim geriye ne kaldı?!?! Tamı tamına adam başı sınırsız içecek ve yemeğe 115 TL verdik. Dedik ya doom günü kutladık helali hoş olsun  ama valla buranın sahibi amcaya yediklerimizin  maliyeti taş çatlasa 20 TLdir...Ben bu İstanbulları hiç anlamıyorum ya da İstanbul'un bu kokona tayfasını ya lezzet kalitesi sıfır bir yer nasıl bu kadar isim yapabilir ben mesela avuç içi kadar mavi pilav yemeye bu kadar para verdim ve kendimi okkalısından keriz hissediyorum. Ve yine diyorum ki SET BALIK üstüne her hangi yeni bir balıkçı gezmek görmek tatmak denersem katmerli keriz olayım!!!
http://gezmecegormece.blogspot.com/2010/02/set-balk.html

Kaşıbeyaz - Bosphorus

Yeniköy'e yeni açılan Kaşıbeyaz'ın epeydir önünden geçip geçip niyetleniyordum ki evlilik yıldönümümüzü bu sene orada kutlamaya karar verdik. Bembeyaz mermerler ile bezenmiş girişten geçerek 3 kat üstteki muhteşem terasa çıktık. Anadolu kavağına kadar boğaz tam karşınızda duruyor. Tüm dekorasyon bembeyaz ve kesinlikle burayı Ataköy'deki mekan ile karıştırmayın Yeniköy' e şube demek doğru olmaz. Yeniköy'ün asaleti her santimetresinde hissediliyor ve özellikle fiyatlarda...Önden masanızı peynir, salata, bardak altı lahmacun gibi doyurucular ile bezemiyorlar siz yiyeceğinizi sipariş veriyorsunuz. Ana yemekler 25-35 TL arasında değişiyor. Servis biraz ağır ama ortam durumu kurtarıyor. Bir de bizi 35'lik rakı isteyince 70'lik ten ayırıp sürahi ile getirmeleri çok rahatsız etti. Buraya özgü olduğunu söylediler.35'lik rakıya 80 TL verdik bize pahalı geldi... Yine de Yeniköy ve civarının iyi bir et restoranına ihtiyacı vardı yıllardır kanımca o yüzden memnun olduğumuzu söylemem lazım. Tavsiye edilir!

Tirnata Beach- Kilyos

Sanırım dört yıl önceydi bir arkadaşımla Kilyos'a denize girmeye gitmiş ve eve dönememiştik beş saatte. O zaman bu zamandır sevmem Kilyos'u üstümde tuz tanecikleri ile klimasız arabada 4 saat geçirmiştim. Bu hafta sonu uzun yıllardan sonra tekrar gittim. Çok güzelleşmiş ve güzelleşmekle kalmamış yan yana bir sürü beach açılmış. Solar biraz geçince Tirnata Beach'i göreceksiniz. Sevimli bir kafeteryası var kayalıkların üstünde. 30 TL brunch, brunch dışında balık türevleri de var. Fiyatları çok ucuz sayılmaz. Ve aslolan yamaçların aşağısında geniş bir sahili var denize girebileceğiniz. Tabi Karadeniz nihayetinde dikkatli olmak lazım ama yine de güneye gidemeyenlere öneririm var ama sadece hafta içi için.

Rumeli Feneri - Roke Balık

Efendim koc'a ile geçen pazar gittik Rumeli Feneri'ne. Öncesinde biraz Kilyos, az biraz Garipçe köyü yaptık. Milletin pek sevdiği Garipçe köyünü biz hiç sevmedik. Küçük bir koy var bir de kale. Kaleye çıkın manzara güzel dediler hay bin kunduz pislikten manzarayı göremiyorsunuz. Biz de bastık Fener'e geçtik. Korunaktaki restoranları es geçtik aslında balık ekmek yemek istiyorduk. En sonuna kadar gidip bulduk Roke'yi. Dik merdivenlerden çıkınca işte karşınızda tüm hırçınlığı ile Karadeniz. Denize karşı yedik salatamızı ve balığımızı. Balık ekmek bulamadık ama olsun yine de keyif aldık doğrusu. Mekan tüm salaşlığına ve sıradanlığına rağmen pahalı ve kart felan geçmiyor. Bir çipura, büyük bir salata, iki kola ve midye tavaya 43 TL verdik. Sadece balık yemeye gitmeye ya da bu mekanda vakit geçirmeye değmez ama yolunuz buraya düşerse denizin üstünde Karadeniz'i yaşayabilirsiniz.
Not: Koç Üniversitesi'ni Fener'e doğru geçtikten sonra İstanbul'u göreceksiniz. Maslak ve köprü ve vs...Golden Gate'den San Francisco'yu görmek gibi muhteşemdi.

Zenka- Cihangir

Bu sene Mix Mondial etkinlikleri çerçevesinde 2 davete katıldım Zenka'da ve oldukça eğlendiğimi belirtmeliyim. Sıraselviler'den aşağı inerken Alman Hastanesi'ni geçtikten sonra sağınızda Garanti Bankası var işte oradan başınızı ağaç çizittirmesin diye biraz eğip merdivenlerden aşağı iniyorsunuz. Zenka bu avlunun sağında ve solunda konuşlanıyor. Baharda gündüzleri laptopunuzu alıp saatlerce takılabileceğiniz huzur dolu bir ortam. Mekanın müdavimleri arasında Cihangir'in entellektüelleri var bol bol dizi oyuncusu göreceksiniz ve hiç umursamadan kitabınızı okumaya devam edebileceksiniz. Zenka'nın kendi taş fırını var ve burada güzel pideler ve pizzalar yapıyorlar. Fiyatların lezzetine göre pahalı olduğunu düşünüyorum ama maliyeti uzun ve keyifli saatlere bölünce maliyet/saat makul çıkacaktır. Akşamları ise daha canlı mekan; etrafta oturanlar olduğu için müziğin sesi açılmıyor ama bir kadeh şarap ya da iyi bir kokteylle iyi müzik dinleyerek uzuuun sohbetler yapabilirsiniz.
Not: Sokağın karşısınd otopark var.

SAVOY PASTANESİ- Gofret Faprikası

Cihangir’de keyifli bir toplantı sonrası semtin müdavimlerinden olan arkadaşımız “sizi günaha sokayım mı?" dedi karşıdan karşıya geçerken. “Eyvallah” dedik. Girdik ana cadde üstünde eski bir yapıya, içi de dışı gibi köhne. Adı bana tanıdık gelmedi ne yalan söyleyeyim ama sıkı İstanbullular bilirlermiş burayı “SAVOY PASTANESİ”. Tek kişilik kurabiyeleri, ıslak kekleri, brownieleri es geçtik biz. Gri alüminyum folyolara sarılmış ev yapımı gofretlere doğru yalanarak ilerledik. 1.5 TL tanesi; ambalajında hiçbir albeni yok… Ve fakat, deeply, truely and madly love….Bir ısırık ile beraber gofret katları arasından çikolata fışkırıveriyor…Resmini de çekmek isterdim ama vücuda kal geldiği için bir ağaç köşesinde hızlıca tükettik kendisini. Ayrıca en kısa zamanda hala aklımda olan ıslak keklerini de deneyeceğim.

Macaron- Yok böyle bir şey

İşte en basit tanımıyla bizim klasik bezelerin badem unu ile yapılmış ama lezzet konusunda yüze falan katlayan renkli, minik pahalı cookieler. Detayları zaten internette mevcut buradan nasıl yapacağınıza bakabilirsiniz. Binlerce sitede hep aynı tarif verilmiş olsa da tüketmiş ve hastası olmuş birisi olarak tavsiyem kıyın be paracıklarınıza kardeşim sizin bu lezzeti tutturmanız çok çok zor… Bu kadar da iddialıyım neden mi?
Ben Laduree’den vazgeçmeyenlerdenim. İsterseniz züppelik diyin ama en iyisi o dediler, hatta dünyada en iyilerden dediler ben de avuç içi kadar şeyin tanesine 3.5 TL verip alıyorum valla….. Zaten emin olun diğer markalarda ne çeşit bulabiliyorsunuz ne de aynı lezzeti






Hardal- Asmalı Mescit

Bundan bir ay kadar önce Etiler Günaydın'da neredeyse ağzımıza et koymadığımız halde kelle başı 100 TL ödeyince kebap vs. yemek için tek doğru adresin Umut Ocakbaşı olduğuna karar vermiştik. Bu yüzden geçen cuma önce Umut'a oradan da biraz daha keyiflenmeye Asmalı Mescit'e gitmeye karar verdik. Yerli yabancı kalabalıkları yara yara girdik sokağa. Hava da gündüzden biraz güzel olunca İstanbullu atmış kendini sokaklara. Her yer aşırı kalabalık olunca biz gözümüze Hardal'ı kestirdik. Zenci gırtlağına sahip hoşça bir kadın gerçekten iyi söylüyordu mekanın vitrininde... Biraz içerde takıldık sonra dışardaki masalar boşalınca dışarıya kaydık. Biraz lafladık birer bira daha içtik. Fazla uzun kalmak değildi niyetimiz ama garson abilerin içkilerimizi yeterince sıklıkla değiştirmediğimizden duydukları rahatsızlığı açık açık dillendirmesinden sonra keyfimiz de erken kaçtı ödedik hesabı kalktık. Paramla dayak yemeyi sevmediğim için muhtemelen bir daha gitmem ben ama merak edenler için Miller 10 tl, yaş ortalaması 15, kızın sesi iyi...

Hafız Mustafa Şekerleme - Günaha Davet!

Eminönü'nde Doğu Bank turu sonrası acıkınca Bambi'ye girdik çıkışta vapura gitmek için sağa Mısır Çarşısı'na doğru yürürken bir vitrin gözümüzü aldı. İddia ediyorum bu vitrini görüp de kayıtsız kalacak insan evladı yok resmen günaha davet ediyor ve bir anda kendinizi içerde buluyorsunuz. Rengarenk şekerlemeler ve tatlıların her birine kaşık sallamak için yanıp tutuşurken mide dolu olduğu için kireç kabağı ve ceviz tatlısı istedik biz ama öyle olmadı tabi ayıbı üçe hatta dörde katlayıp üstlerine kafam kadar taze kaymak da eklettik tam oldu yani anlayacağınız. Kireç kabağı muh-te-şem di; ceviz tatlısı da iyiydi ama Çiya bu konuda biraz daha iyi bence. Çok yorulduk o gün ama değdi doğrusu yolunuz düşerse zaten dayanamayacak ve yiyeceksiniz yolunuz düşmezse de düşürün be kardeşim harbi çok başarılılar...

Aquarium - Forum AVM

Ankara'dan yeğen geldi haftasonu yaş 14! Onunla çocukça bir gün geçirdik biz geçen cumartesi. Önce Miniatürk, üstüne Pierre Loti ve sonra Aquairum.
Forum AVM içinde... Sömestr tatili sebebiyle hem avm hem de aquarium hınca hıç dolu...
Aquarium'a giriş tam 25 TL öğrenci 19 TL. Miktara göre beklentim de arttı girişte...
Karanlık ip gibi koridorlarda duvara monte edilmiş dev akvaryumlarda balıklar vardı galiba. Galiba diyorum çünkü insan yığınından kelleden başka bir şey görmek nafile...Oysa bir bariyer koysalarda millet balıkları öpecek kadar yaklaşmasa da herkes görse değil mi?

Kocayı mutfağa soktum!

Valla da billa da ben kocayı mutfağa sokmanın yolunu buldum. Garanti emeklilik hobimle mutluyum kluplerinin avantajlarından yararlanmak istiyordum epeydir. Rakı balık kursu buldum üstelik garanti emeklilik üyelerine yanında bir kişiyi de getirme hakkı ile 90 TL'lik kurs 30 TL olunca koc'anın iş arkadaşları ile kayıt olup 9 kişilik bir ekip gittik geçen cuma günü. Bunun için bir ay öncesinden rezervasyon yaptırmamız gerekti o ayrı. Bizimle beraber yeni evli genç bir çift daha vardı bize karışmak zorunda kaldılar biz yiyip içip bir de şefleri azdırınca onlara bu kur ne kadar faydalı oldu bilemiyorum ama biz fena eğlendik.

Piola - Point Otel Balmumcu

Mönüsünde 60ın üzerinde pizza türevi barındıran ünlü italyan restoranının Türkiye'deki ilk ve tek şubesi...
Biz görev icabı gittik. Görev icabı olunca şefin en yetenekli olduğu pizzaları, salataları, penne ve tatlıları deneme fırsatımız oldu.
Girişte büyük bir barı var restoran yaklaşık yüz kişiye aynı anda servis verebilecek kapasitede. Pizzalar taş fırında pişiyor. Mekan loş, ortam rahat, şık şıkıdım takıştırmaya gerek yok.
Ben en çok dört peynirli pizzası (kuru değildi)  ile kavurmalı pizzasını (tam bizim ağız tadımıza göre) beğendim. Somonlu ve bol permesanlı penne de bence dehşet güzeldi. Şefin öve öve bitiremediği Tiramisu'yu beğendim dersem yalan olur ama genel kanı iyi olduğu yönündeydi.
Geniş şarap mönüsü ile pizza& şarap keyfi için ideal. Fiyatlar Kitchenette kıvamında.
Park problemi yok. Girişte otel valesine bırakıp fişinize Piola kaşesi vurdurursanız otopark parası da ödemiyorsunuz zaten otelin hemen yanında çok katlı otopark da mevcut.

Body Worlds - MART 2011 SON

Uzuuun zamandır gitmek için kıvranıyordum. Artık bitti derken uzatıldığını öğrendim ve geçen haftasonu koca' yı da takıp koluma gittim. İyiki de gitmişiz... 
Giriş 25 TL. 5 TL ye de audio cihazı alabiliyorsunuz. Bence almalısınız daha detaylı bilgi burada mevcut. Fotoğraf makinası yasak cep telefonu ile konuşmak yasak...



Bizde insanlar organ naklini dini sebeplerden kabul etmemişken bu insanlar vücutlarını bu iş için bağışlamışlar ve her biri bunu yaparken nasıl bir konsepti canlandıracağını bilerek atmış imzayı. Genelde ağır hastalarmış. Bol miktarda kanser hücresi gördüm çeşitli uzuvlarda. Sigara içenler bence gerçekten sigara dumanına maruz kalmış bir ciğer görünce vazgeçebilirler. Ve sadece et yiyen insanlar daha sağlıklı beslenmenin önemini anlayabilirler. Ama eminim bu sergiyi gezen herkes ölümle barışacak. Tüm sergi bir gün yaşlanacağımız ve kaçınılmak üzere öleceğimiz gerçeği üzerine kurgulanmış pek tabi kendimize iyi bakar sebze, meyve, balık yer şimdi sıkı durun ŞARAP içer (tabi abartmadan), düzenli egzersiz yapar, hayatta bir amacı ve birinin amacı olursa yüz yaşına kadar yaşayabilir hem de sağlıklı olarak. 

Alimento - İstinye

Tarabya merkezde, Tarabya yokuşundan inince hemen sol tarafta 2 katlı bir bina. Yazları terası çok keyifli oluyordur tahminimce ben yazları önünden geçerken hep gelmeye niyetlenmiştim. Geçen hafta ancak gidebildik. Pazar akşamı 19:00 da mekan bomboştu belki de gündüz çok fazla müşterisi vardı bilemiyorum. Biz üst katta bizim grup tek başımıza takıldık. Meze değil salata, balık ve rakı üçlemesini tercih ettik. Peynir, patlıcan salatası geldi, tereyağında karides yiyemedik mesela kalmamıştı. Ben balıkçıda balık türevi hele de restoranda yenebilecek cinste bir balık yemeğinin olmamasına anlam veremiyorum. Ocak başında et olmaması gibi bir şey. Balık ile yaptık kapanışı. Kelle başı ne yersen max. 50 öderiz demişti sık sık gelen arkadaşlarımız aynen de öyle oldu ama bir sorun vardı biz doğru dürüst yemedik. İki gece önce yine SET Balık'a gittik. Pazartesi ve mekan hınca hınçtı. Mönüye bir sürü yeni lezzetler eklemişler mesela şarap soslu levrek yıkılıyor; yemelisiniz... Tıka basa yedik, tatlısı ayrı mezesi ayrı meyvesi ayrı ve adam başı 45 TL ödedik. Dönerken bir kere daha anladık ki SET Balık'ın bizim gönlümüzde yeri bu kadar özelken biz başka yerde balık yiyerek mutlu olamayız. Zaten karides servis edemeyince Alimento'ya da puanını vermiştik.

SET BALIK:
http://gezmecegormece.blogspot.com/2010/02/set-balk.html

Harward Cafe - Etiler - Kış bahçesi çok sevimli!

Etiler'in yazın bahçesinde yemek yiyip şarap yudumlamak için en güzel kafelerinden birisi. İstanbullu arkadaşlarımın gençlik aşkları ile takıldıkları yani İstanbullu bir nesil için anı barındıran bir durak; belki de en eski Etiler kafelerinden birisi. Bugün üniversite günlerinden beri yapmadığım ve fakat tadı damağımda kalan bir kız kıza kafe sefası patlattım. Kış ortasında hava on derece olunca kocaları da ekip buluştuk üç kız ve ne evlilik ne çocuk çok uzun zamandır ilk defa kendimizden bahsettik.
Kalabalık ama sessiz mekanda mum ışığında yemek yiyip gelecek planlarımızdan bahsettik.Benim ikinci gelişim ilkinde yemek sonrası şarap içmeye uğramıştık. Bu sefer masa ahalisi salatalarını denedik. Benim köfteli salatanın köfteleri biraz yanmış geldi ama salatamın son tanesini bile sıyıracak kadar beğendim gelen sunumu keza diğer deneyenler de aynı şekilde. Üstelik fiyatlarını da gayet mantıklı seviyelerde bulduğumu belirtmeliyim. Muhabbet koyulaşınca kahve içmeye karar verdik. Normalde "kafe" olan yerlerde kaliteli çay kahve çeşitleri tüketmeyi bekliyor insan. Hal böyle olunca devlet misafirhanelerinde bile belki de kullanılmayan demode kahve fincanlarında gelen kahve bizi ne tad ne de sunum olarak mutlu etmedi.
Harward kafe kartı sahiplerine %12 gibi bir  indirim var. İki salata, iki su, iki kahve, bir çay ve bir sodaya 55 TL ödedik. Kahvesi vasattı ama kız kıza muhabbeti ve iyi salata yemeyi özlemişim değdi doğrusu...

OnGan - Süppperrrrrrrrrrrr

Migros'ta kahvaltılıklar ile şarap reyonu arasında görmüştüm de denemeye cesaret edememiştim. Sonra bir arkadaş önerdi portakallı cheesecake aldım 9 TL'ye. Son derece başarılı olduğuna kanaat getirince her geliş gidişimizde almaya başladık üstelik sudan ucuz da iyi mi? Karafırın'da sekiz kişiliği bunun iki mislidir taş çatlasa ama 38 TL'ye satılıyor. Bizden başkaları da keşfetmiş olsa gerek ki bir süre sonra profiterol ve tiramisu çıkarttı. Biz fiyat kalite endeksine göre profiterole de tam puan verdik. İki gün önce de profiterollü pastasını aldık onu da beğendik. Tamam lezzet dayanılmaz değil tamam bir Pelit bir Art Cafe değil ama Karafırını, Özsüt'ü onla çarpar...Kesinlikle öneriyoruz...

Gina - Kanyon - Kitchenette * 1,2

Doors grubunun Harvey Nichols'a açılan restoranı. Ambians güzel, kitle kıvamı ise paralı abi ve ablalardan oluşuyor.  Kanyon'un MASA sı diyelim. Lezzeti Kitchenette, fiyat Kitchenette'nin yüzde 15-20 fazlası. Gerçi biz 110 TL ye istakozlu makarna söylemedik ama bizim seçimler cebimizi yakmadı. Dört peynirli pizzası aynı Kitchenette olduğu gibi kupkuruydu, mantarlı pizza ve bolonez soslu makarna yedik + birer kolaya dört kişi 160 TL ödedik. Extra permesan almak için garsona ağlamamız gerekince ben roka istemeye ceserat edemedim. Zira roka, permesan ve balsamik sostan oluşan salata tam 21 TL idi.
Bence değmez ama yok havam olsun diyorsanız bir kere gidilebilir. Sık sık giderim diyorsanız madem istakozlu makarna deneyip buraya da yorum yazar mısınız?
Farkı yok yani diğer benzerlerinden fiyatı dışında...

Sosa

Sosa'yı bilmeyen yoktur tahminimce. Biz bir ara koc'a ile Kanyon'da sağlıklı yiyeceğimizi yedikten sonra filme gitmeyi pek severdik. Epeydir iyi film de yok malum biz de ihmal etmiştik kendilerini. Bu arada hayat da değişmiş Sosa'da. O canım wrapler küçüldükçe küçülmüş tabakda kalan yerleri patatesler doldurmuş. E ete de zam geldi ya artık içinden çıkacak 30 gr ete 300 gr kıyma parası vermek adama koyar olmuş... Bu etin zamlanma durumu üzücü tabi ki...Geçen hafta Umut Ocakbaşı'nda yedik ve bundan 3-4 ay önce kelle başı 40 TL öderken rakı ve et zamlarının etkisiyle bu defa 55 TL ödendi...Umut için yüksek bir rakam ama yine doyduk ve yine lezzetliydi.. Ama sen sosa wrapi küçült, eti yok et, patatesi daya; bir de porsiyona 18TL iste valla ayıp.